Antalya’da Çevreciler, Bakan Ersoy’un İki Koyda 179 Metrekare Olarak Açıkladığı İnşaat Alanını Ölçtü, Sadece Bir Koyda 480 Metrekare Alana Beton…

CEYLAN SAĞLAM

Antalya’da, aralarında Phaselis’e Dokunma Hareketi’nin de olduğu ve sivil toplum örgütleri; Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un “179 metrekare alan üzerinde büfe, tuvalet, duş ve giyim alanları yapıldığını” açıkladığı Cennet Koyu’ndaki (Alacasu) inşaat alanında ölçüm yaptı. Çevreciler, 480 metrekare alana beton döküldüğünü, 200 metrekare alandaki betonun söküldüğünü tespit etti. Phaselis’e Dokunma Hareketi’nden Erdal Elginöz, “Uygulanan projenin temel ihtiyaçla ilgisi yoktur. Bu proje, halk plajıdır ama aslında adı rant plajıdır” dedi. Avukat Tuncay Koç ise söz konusu projenin kıyı kanuna aykırı olduğunu belirtti.

Phaselis’e Dokunma Hareketi, Tarım ve Orman İş Sendikası, Kültürel Miras Derneği, Doğal Kaynak ve Biyoçeşitlilik Koruma Derneği, TEMA gönüllüleri ve birçok sivil toplum örgütü üyeleri; bugün Antalya’nın Kemer ilçesinde, birinci derece arkeolojik sit alanı olan Phaselis antik kentinin de bulunduğu Cennet Koyu’na (Alacasu) giderek, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan ihale ile bölgede yapımı devam eden halk plajı ve günübirlik tesislerin inşaat alanını ölçtüler.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, daha önce katıldığı bir televizyon yayınında; söz konusu projeye ilişkin, “Yüksek sezonda 12 bin ziyaretçi aldığı günler var ve gelenler 10-12 saat kalıyor. Zaruri ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri üniteler yok. Olmayınca bu ihtiyaçlarını farklı şekilde karşılıyorlar ve çirkin bir görüntü oluşuyor. Durum böyle olunca da çok şikayet geliyordu. İddia edildiği gibi binlerce metrekarelik alanlarda beton kullanılacak gibi bir durum yok. Antik şehirle ilgili hiçbir şey yapılmıyor. Alan içerisinde bulunan Bostanlık Koyu’na 9 metrekarelik büfe, 75 metrekarelik alana ise 13 tuvalet kabini, 5’er adet de giyinme ve duş kabini yapılacak. Yine alan içerisinde bulanan Alacasu Koyu’na ise 20 metrekarelik büfe ve yine 75 metrekarelik alana ise 13 tuvalet kabini, 5’er adet de giyinme ve duş kabini yapılması planlandı. Böylece iki koyda toplamda 179 metrekarelik alana büfe, tuvalet, duş ve giyim alanları yapılıyor” demişti.

Ekoloji aktivistleri, bölgeye giderek, Bakan Ersoy’un 179 metrekare olarak açıkladığı inşaat alanında ölçüm yaptı. Ölçüm sonuçlarına göre; Cennet Koyu’nda (Alacasu) 480 metrekare beton döküldüğü, dökülen betonun 200 metrekaresinin söküldüğü tespit edildi. 280 metrekare alandaki betonun varlığını koruduğu görüldü.

Ölçüm sonrası Phaselis’e Dokunma Hareketi Erdal Elginöz, yapılan inşaatın usulsüz olduğunu söyleyerek şu açıklamayı yaptı:

“GELECEK NESİLLERE BURAYI OLDUĞU GİBİ BIRAKMAK İÇİN ÇABALARIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ”

“Bakan Ersoy, ‘gidip ölçsünler’ dedi. Geldik, gördük… Ölçüm yapılan betonların gece gece söküldüğünü gördük. Ancak bir kısmının halen daha alanda olduğunu da gördük. Daha önce belirttik, Burası 1. derece arkeolojik sit alanıdır. Phaselis’in Örenyeri’ne dahil edilmiştir. Alacasu ve Bostanlık Koyları; Phaselis antik kenti Örenyeri dahilindedir artık. Bunu da mahkemeye gelen belgelerden öğrenmiş bulunuyoruz. Biz sadece 1. Dereceden arkeolojik sit zannediyorduk, Örenyeri farklı bir şeydir, orada kazı yapılması gerekir. Çevresinin düzenlenmesi, etrafının çevrelenmesi, güvenliğin alınması gerekir. Burada bunların hiçbirinin olmadığını, yalnızca burada bir işletme kurabilmek için Örenyeri haline getirildiğini anlıyoruz. Oysa önce kazı yapılması buranın hazırlanması gerekirdi. Buna itirazı detayları öğrendikten sonra yapmayı düşünüyoruz. Burada bu tür iş makinelerinin çalışamayacağını söyledik, yine tekrar ediyoruz. Gelecek nesillere burayı olduğu gibi bırakmak için çabalarımızı sürdüreceğiz.

“DÜN GECE KARANLIKTA BURADA YİNE İŞ MAKİNELERİ ÇALIŞTI. BAKAN ERSOY’UN ‘GİRMEDİ’ DEDİĞİ, PALETLİ AĞIR MAKİNE BURADA ÇALIŞTI”

Phaselis antik kenti, 1. derece arkeolojik sit alanı içinde yer alan Alacasu ve Bostanlık koylarında yapımı devam eden, halk plajı olduğu iddia edilen ancak bütün kumsalı işgal eden ticarethane işgali hakkında defalarca toplandık, defalarca basın açıklaması yaptık. Görseller paylaştık… 20 Şubat’tan bu yana makineler çalışmaktadır. Ancak bugün yine işlenen suçları haykırma gerekliliği doğmuştur. Çünkü, durum vahimdir. Ağır suçlar işlenmiştir, işlenmeye devam etmektedir. Örneğin; dün gece karanlıkta burada yine iş makineleri çalıştı. Bakan Ersoy’un ‘girmedi’ dediği, paletli ağır makine burada çalıştı. Ne yaptığını, neye zarar verdiğini bilmiyoruz. Çünkü arkeologların mesai saatlerinin dışında çalışılıyordu. Tekrar ediyoruz, suç işleniyor. Burada her gün suç işleniyor. Suç duyurularında bulunduk, bulunmaya devam edeceğiz.

“UYGULANAN PROJENİN TEMEL İHTİYAÇLA İLGİSİ YOKTUR”

Ersoy, televizyona çıkıp ‘Temel ihtiyaçları karşılayacak bir proje yapıyoruz’ dedi. Eğer söylediği doğru olsaydı, biz burada yaşayan insanlar olarak böyle bir projeye karşı çıkmamız mümkün değildi, aksine bunu desteklerdik. Burada yapılanlar yalnızca portatif tuvaletlerle insanların ihtiyaçlarını karşılamak için bir büfe olsaydı bu bizim karşı çıkacağımız bir gelişme olmazdı. Buranın güvenliği alınacak olsaydı, çöpler toplanacak olsaydı biz buna karşı çıkmazdık. Ancak, uygulanan projenin temel ihtiyaçla ilgisi yoktur.

“GİRİŞ ÜCRETSİZ OLACAKMIŞ FAKAT ÇIKIŞIN ÜCRETSİZ OLMAYACAĞINI DA BİLİYORUZ”

Bu proje, halk plajıdır ama aslında adı rant plajıdır. Giriş ücretsiz olacakmış fakat çıkışın ücretsiz olmayacağını da biliyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın her kademesindeki memurların çok iyi bildiği gibi 1. derece arkeolojik sit alanlarında ticari faaliyet yapılamaz. Binlerce metrekarelik binalar yapılamaz. Ofis binası, kafeterya binası inşa edilemez. Kumsala şezlong, şemsiye konulup kiraya verilemez. Böyle bir projenin hazırlanmasının bile suç olduğunu düşünüyoruz. Bakan televizyonda; iki koyda toplam 179 metrekare, ayakları üzerinde betonsuz yalnızca ahşaptan binalar yapılacağını söyledi. Ancak, hem alanda gördüklerimiz hem de yine idare mahkemelerinde açtığımız davalara bakanlığın gönderdiği belgeler, Bakan’ı yalanlar niteliktedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın mahkemeye gönderdiği savunma belgelerinde, iki koyda toplam 85 bin metrekare alana yayılmış devasa bir proje yürütüldüğünü, bunun içine de şezlong ve şemsiye ile doldurulacağına yer verildi.

“BURADA YAPILANIN TAMAMININ USULSÜZ OLDUĞUNU TEKRAR HERKESE BİLDİRMEK İSTİYORUZ”

Bakan Ersoy’un sözünü ettiği yeni proje uygulanacaksa, yüklenici şirket derhal bütün betonları, inşaatı tümden durdurmalı. Bütün betonları sökmeli ve sit alanını terk etmelidir. Bunu acilen talep ediyoruz. Gerçekten temel ihtiyaçlara yönelik bir proje yapılacaksa bu, ortaya konmalı. Koruma Kurulu’ndan geçmeli, ancak yeniden ihale edilerek düzenlemeye başlanmalıdır. Bunun dışında, burada yapılanın tamamının usulsüz olduğunu tekrar herkese bildirmek istiyoruz.”

“KIYI KANUNA TAMAMEN AYKIRI BİR PROJE”

Phaselis’e Dokunma Hareketi’nin avukatı Tuncay Koç ise Kültür Varlıkları Koruma Komisyonu’nun, Milli Parklar temsilcisinin ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı temsilcisinin projeye onay vermediğini ve söz konusu projenin kıyı kanuna aykırı olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Davanın avukatı olarak konuşmak istiyorum, açtığımız davalarda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın savunma dilekçesi geldi ve orada açıkça Kültür Varlıkları Koruma Komisyonu’nda Milli Parklar temsilcisinin de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı temsilcisinin de bu projeye ilk toplantıda onay vermediği açıkça yazılıyor ve karşı şerhlerinde şu var, burası Beydağları Milli Parkı içinde bir alan. Dolayısıyla Milli Parkların bir anayasası var. Revizyon planlanması yapılmadan bu alanda böyle bir işlem yapılamaz. Milli Parklar buna onay vermemiş. Alan denize çok yakın. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da kıyı kenar çizgisi tespiti için gereken prosedürleri yerine getirilmesi lazım diyor. Bu prosedürlerin, yerine getirilip getirilmediği dosyada hiç belli değil. Burada yıkılan beton alanın denize mesafesi 70 80 metre. Kıyı kenar çizgisi daha da içeridedir. Kıyı kanuna tamamen aykırı bir proje. 1. derecede arkeolojik sit alanı içine günübirlik tesis yapılamaz, beton dökülemez.”

“PHASELİS’E DOKUNMA, ÇEK ELİNİ PHASELİS’TEN”

Doğal Kaynak ve Biyoçeşitlilik Koruma Derneği Şube Başkanı ve Türkiye Ormancılar Derneği Bilim Kurulu üyesi Mehmet Ali Başaran ise şunları dedi:

“STK’ların dayanışma gücüne ve her türlü zorluğa aşabileceğini inanan biri olarak buradayım. Phaselis’e dokunma, çek elini Phaselis’ten. İnsanoğlu var oldukça doğayı koruma isteği de hep var olacaktır. Tıpkı insanoğlunun binlerce yıl önce kayalara kazıdığı çiçek sevgisinin günümüzde bize ulaştığı ve geleceğe uzandığı gibi. AKP’nin doğayı ve ormanı tanımayan, yok sayan talancı anlayışını ülkemize ve dünyaya ifşa etmek için bugün burada toplandık.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir